Get Adobe Flash player
Reklam Alani

İngilizce genel olarak çekimsiz ve kurallı bir dil olduğu için başlangıçta öğrenimi kolay sayılabilecek bir dildir. Hele ingilizceye yakın gramer, söz dizim, fonetik yapısı olan bir -Fransız, İspanyol, İtalyan vs..- Avrupalı için bu çok daha kolaydır fakat ana dile türkçe olanlar için bu biraz daha zor hele seviye ilerledikçe zorluk derecesi daha da yükseliyor. İlerleyen aşamalarda tekrar ve üzerine yeni bir konu ekleme şeklinde devam eden öğrenme süreci, sürekli geriye dönüşlerle ileriye doğru devam eden bir süreçtir.

Kültürel Olgu
Herhangi bir dil veya ingilizce öğrenmek isteyenlerin öncelikle bilmesi gereken şey dilin kültürel bir olgu olduğudur. Dil kültürel bir varlıktır, sürekli gelişir ve değişir, toplumlar başka toplumlardan etkilendikçe, diller de etkilenir ve birbirine karışır. Dil bir toplumun, o toplumun kültürünün aynasıdır. Dil öğrenmek sadece başka bir dile ait kelimeleri öğrenerek olmaz, dili öğrenirken dilini öğrendiğiniz toplumun kültürünü ve yaşam tarzını öğrenirsiniz, mesala “a cup of tea-bir fincan çay” deyimini öğrendiğinizde ingilizlerin çayı bardakta değil fincanda içtiklerini de öğrenmiş olacaksınız. Dili oluşturan temel öğelerden olan deyimler ve atasözleri ise geçmişten süzülüp gelen toplumun hafızasına yerleşen, kuşaktan kuşağa kalıplaşıp gelen kültürel düşünüş tarzını gösteren dilsel öğelerdir. İngilizce, Britanya adasına yerleşen veya bir şekilde etkileşim içinde bulunan 65 değişik dil ve kültürün zaman içerisinde kaynaşması ile oluşmuş bir dildir. Latin kökenli diğer Avrupa dilleriyle büyük ölçüde benzeşir. Hint – Avrupa dil ailesine ait bir dildir.
Metot
Dil öğrenimde çok önemli olan kültürel etkenin önemini vurguladıktan sonra şimdi metot ile ilgili olarak benim dil öğrenme sürecinde gözlemleyebildiğim noktalardan yola çıkarak bazı önerilerde bulunmak istiyorum.

Dil nasıl öğrenilir sorusunun kesin bir cevabı yoktur. Öğrenmek isteyen kişinin yetenekleri, öğrenim düzeyi, yaşı, genel kültürü, dili kavrama şekli, görsel ve işitsel hafızası, zekası, bilgi birikimi vs.. gibi pek çok şey dil öğreniminde etken olabilir. Görsel hafızası çok iyi olan bir kişi görsel materyallerle, okumayı seven biri okuyarak, konuşmayı seven biri konuşarak öğrenmeye daha yatkın olabilir. Medodunuzu biraz da siz belirlersiniz, fakat her zaman profesyonel anlamda uzmanların tavsiyelerine göre hareket etmek daha yararlı olabilir.

Her şeyden önce belirtelim ki dili öğrenmenin en iyi yolu, günlük hayatı yaşayarak öğrenmektir. Bunun için de İngiltere’ye veya ingilizce konuşulan bir ülkeye gitmeniz gerekiyor ama bu imkan pek az kişinin elinde olduğuna göre, Türkiye’de İngilizce’yi nasıl öğrenebiliriz konusunda tavsiyelerimizi sürdürelim.

Bir okula, koleje veya kursa devam ediyorsanız veya özel kurs alıyorsanız zaten öğretmenleriniz metot konusunda size yardımcı olacaklardır ama İngilizce’yi kendi kendinize öğrenmeye çalışıyorsanız veya bunlara ek olarak öğrenimi takviye etmek için bir yol arıyorsanız, bu konuda çeşitli CD’ler, uzaktan öğrenim setleri, kitaplar ve internet üzerinden ulaşabileceğiniz çeşitli materyaller mevcut. Kendi kendine ingilizce öğrenenler için tavsiyemiz şudur, sürekli geriye dönmek ve eski konuları tekrar etmekte büyük fayda var. İngilizce öğrenme tek bir çizgi üzerinde giden ve geriye dönülmeyen bir süreç değil, var olanı tekrar ve üzerine yeni bir şey katma şeklinde ilerler. Sadece ingilizce için değil genel olarak geçerli bir kural vardır. Kullanılmayan bilgi unutulur. Tekrar süreci size öğrendiğinizi unutmamayı ve pekiştirmeyi sağlar.

İngilizce’yi öğrenirken kelime ezberleme ve sürekli gramer konularını çalışma yerine pratiğe yönelmek daha yararlıdır. Mesela çok basit olarak internet üzerinden mektup arkadaşları bulabilir, ingilizce chat sitelerine girerek ingilizce bilenlerle konuşabilirsiniz. Konuşmaya çalışmak ve karşıdakini anlamaya çalışmak dili çok geliştirici bir yöntemdir, diğer şekilde sürekli dışardan bilgi alan ama bu bilgiyi kullanmak için kendini zorlamayan, sürekli alıcı olan ama geliştirici ve pratik olmayan bir yapıda ingilizce öğrenmeye çalışacaksınız.

Çalışırken sürekli olarak elinizin altında bir sözlük bulunması ve bilmediğiniz kelimeleri sözlükten bulmanız çok yararlı olacaktır. Bilgisayarda bulunan bir elektronik sözlükten kelimeyi yazarak bulmak yerine, normal bir sözlükten kelimeyi arayarak bulmak daha yararlıdır. Belli bir seviyeden sonra, Türkçe-İngilizce sözlük yerine, ingilizce-ingilizce sözlük kullanılmalıdır. Okuma kitaplarının sadece ingilizce olması yani Türkçe tercümeli olmaması daha faydalı olacaktır. Böylece kolayca tercümeye bakmak yerine, ingilizce yazılanı kavramaya çalışmak daha yararlıdır. Fiilleri tek başına öğrenmektense, phrasal verb denen birleşik kullanımlarıyla birlikte öğrenmek daha iyi bir metottur. Sözcüklerin birincil anlamlarına takılıp kalmamak, farklı şartlarda değişik anlamlara gelebileceğini unutmamak gerekir.

Dil öğreniminin şartları da çok önemlidir. Görsel ve işitsel öğelerle desteklenmiş bir dil öğrenimi sadece gramer çalışarak veya okuyarak öğrenmenin çok ötesinde bir kavrayış ve avantaj sağlar. Günümüzde bilgisayar destekli uygulamalar, öğrenim CD’leri dil öğrenmek isteyenler için çeşitli olanaklar sunuyor. Görsel ve işitsel öğrenim her zaman daha kalıcı ve etkili olduğunu söyleyebilirim.

Dil öğrenimi için yaşın çok önemli olduğunu belirtmek gerekiyor. Özellikle bu yazıyı okuyan genç arkadaşlara önerim, dil öğrenimini ertelemeden, eldeki olanaklarla hemen başlamaları, başlamış iseler devam etmeleri ve mümkün olduğunca çabuk ilerleyerek, öğrenimlerini geç yaşlara bırakmamaları olacaktır.